Pages

6.12.11

Hoşgeliniz, sefalar getiriniz

  Yıllar önce ortaokula gidiyordum. Kendimi bilmeye başladığımdan beri yanımda birkaç tane arkadaşımı hatırlarım. O zamanki arkadaşlığımız başkaydı. Bir gül vardı, bir de giz. Her ama her okul çıkışı bize gelirlerdi. Sabahçıydık. Aynı sokakta oturuyorduk. Hepimiz okuldan çıkar evlerimize giderdik, gizle gül giyinip bize gelirdi, akşam anneleri gelip alana kadar da bizde dururlardı. Her ama her gün. Gülün ailesiyle problemi yoktu ama gizin vardı. Çok yakın değildi ailesine, problemleri vardı ve biz gizi benimsemiş, ona faydalı olmak, yardım edebilmek için elimizden geleni yapmıştık. Hatırladığım kadarıyla bile en az 4 kere tatile giderken yanımızda götürmüştük onu. Her gittiğimiz gezmeye onu da götürürdük. Bizle yer, bizle içerdi, bizle gülüp eğlenir, bizle dertleşirdi. Her şeyini bizimle paylaşırdı.


  Onunla bütün abuklukları yapmışızdır. Birbirimizsiz tuvalete gitmezdik. Mecazi anlamda değil, bildiğin çişimizi yapmaya bile mutlaka beraber giderdik. L şeklindeki banyoda tuvalete kimin ihtiyacı varsa o otururdu, diğerimiz de tabure alır biraz uzağa yarı görünür yarı görünmez şekilde otururdu. Oturur sohbet ederdik işerken. Birbirimizi don atlet görmüşlüğümüzden, bitlerimizi ayıklamaya kadar her türlü absürdlüğü yapmışlığımız vardır. Koca yaşımıza rağmen salak salak oyunlar oynardık. Ben yere yatar ayaklarımı havaya kaldırır üzerinde bir yastık koyardım, giz de karnıyla ayaklarımın üzerindeki yastığın üzerine dururdu, elele tutuşur birbirimizi sallardık öyle.

  Giz karpuz yerken kendinden geçerdi veya kendini unuturdu. Sürekli fazla kaçırır, yarım saat tuvaletten çıkamazdı. Ben o zamanlar yanına gitmezdim çünkü bok kokardı hep. Bir gün yine karpuzu fazla kaçırdığı bir gün o salak oyunumuzu oynamaya karar verdik. Çok eğlenir geberene kadar gülerdik oynarken. Karpuzlar ve gülmeler birleşince ben de gizin karnına ayaklarımla baskı yapınca giz bildiğin altına yaptı. Benim kıyafetlerimden birini gidip eve gitti koşa koşa ve güle güle. Birçok geceler bizde kalmıştı. Her bir bokumuzu bilir, tüm dertlerimizi paylaşır, en ufak konuları bile beraber saatlerce hatta bazen günlerce konuşurduk. Beraber günlük tutup şiirler yazardık. Hoşlandığımız erkekleri ayarlamaya çalışırdık.

  Biz büyüdük, ortasona geldik. Kardeş gibi olmuştuk hep o zamana kadar. Onun dersleri çok iyi değildi. O düzliseye gitti ben süperliseye. Önce haftada bir görüştük mutlaka, sonra ayda iki kere, sonra ayda bir kere, sonra iki ayda bir kere, sonra yolda denk geldiğimizde, sonra da kırk yılda bir görüşür olmuştuk. Birbirimizin hiçbirşeyinden haberimiz yoktu artık. Kopmayı ben hiç istememiştim. 40 milyon kere onu çağırmış olmama rağmen o beni evine hiç çağırmamıştı. Ben çağırdım o gelmedi, ben yaklaştım o yaklaşmadı. Üzüldüm.. Sonra bir zaman geldi üzülmemeye başladım, önemsememeye de. Zaten yeni arkadaşlarım da vardı. Ama onun bu yaptıklarına inanamamıştım en başta. Öyle bir arkadaşlık nasıl olur da bu hale gelebilirdi? Hiç mi içi gitmemişti, hiç mi çabalamamıştı kopamamzya? Çok zor değildi, aynı sokakta oturuyorduk. Önce kırıldım, kızdım. Sonra umrumda bile olmadı. Ve yine sonra şöyle düşündüm; Yokluğu hiçbir şey değiştirmeyenin, varlığı da gereksizdir.

  Birkaç gün önce nişanlandı. Bense yaşadığımız onca şeye rağmen, uzaktan bir tanıdığıymış gibi sandalyede oturdum. Bir zamanlar birbirimizin hoşlandığı erkeklerin kafalarında kaç tel saçları olduğunu bilirken, şimdi, nişanlısı olcak çocukla merabalaşmışlığım bile yoktu. Benden daha samimi olduğu ama evlendikten sonra kocasının onu izole ettikten sonra görüştürmeyeceği ortak arkadaşlarımızdan birine kanka derip duruyor. Ama ben buna hiç üzülmüyorum.

  Gizle arkadaşlığımızın gidişatından öğrendiğim şey bana çok yardımcı oldu. Yenmiş onlarca kazık, yaşanan sayısız satış ve gösterilmeyen önemlerde hayal kırıklığına uğramamam için bağışıklık kazanmama yardımcı oldu. Ondan gördükten sonra, herkesten her şeyi beklemeye başladım. Bağışıklık kazandım da, artık kimse beni kolay kolay üzemiyor, yaptıkları yaralayamıyor. Çünkü ben zaten herkesten her şeyi bekliyorum, ya da çok iddialı olmayayım da, üzseler, acıtsalar bile şaşırtmıyorlar beni. Çok insanı çıkartmaya alıştım hayatımdan. Biri geliyor biri gidiyior. Şimdiye kadar çok da kalıcı olan biri oldu gibi de gözükmüyor.


  Umarım bundan sonrasında bu düzen bozulur, gelen herkes sefalar getirir ve öylece de kalır...

8 dedim, olacak!:

kuccukkurba dedi ki...

buna benzer bi hikayeyi de vakti zamanında benim yaşamışlığım vardır, fakat sonradan akılları başlarına geliyor ama köprüden çok sular akıyor ne yazık ki.
Hiç bi şey eskisi gibi olmuyor, kazık yemek demeyelim ama bu da bi tecrübe işte=)
Belki de biz bi yerde yanlış yapıyoruz kim bilir:)

mor dedi ki...

Bu saatten sonra malesef gelen hiç hoş gelmiyor,ve yanında kalmıyor.Birileri uğruyor sadece hayatına ve sen bunu sakince karşılayıp istediklerinde gittiklerinde üzülmemeye alışıyorsun taa ki yeni birileri uğrayıncaya kadar.Ümit etmek güzel ama olmuyor...

kibritci kız dedi ki...

mim 'ledim :)

Larien dedi ki...

kuccukkurba, yorum için teşekkürler :) haklısın aslında hepsi birer tecrübe bunlara bakıp da ders çıkarıyo insan ama işte yaşanması çok da hoş şeyler değil bazen =)

mor, çok çok haklısın. Aynı düşünüyorum senle aslında umut ediyorum ama ummadan, böyle garip bi durum işte. Gelenin daha iyi olacağına inanmamakla beraber ümit etmekten başka şey bulamıyor insan bazen. Yorum için de teşekkür ederimm =)

kibritcimmmm ay ay ay çok teşekkür ederimmmm canmm =) hemen gidip yazıcam :D

Sparrow dedi ki...

arkadaşının altına yaptığını sölemesen de olurdu bence :p

sen yine doğrusunu yapmışsın, arkadaşın nişanlandı madem mutluluklar dilerim ona, darısı senin de başına...

beni bilirsin eski dosttan düşman olmaz derim. dostluklara fazlasıyla önem veririm. dostum dediğim biri için de yapamayacağım şey yoktur. Çok değil, 2009 senesinden kalma bi fotoğrafa baktım. Fotoğrafta can ciğer kuzu sarması olduğum 3 kişi vardı. Biriyle aynı tastan çorba içtik, bana eliyle yemek yedirdi, ekmeğimizi paylaştık. Öbürü, benim her halimi gördü. Her şeyini anlatırdı bana. Günlerimiz sadece birbirimizle konuşurken geçerdi. 3.sü en zor günlerimde yanımda oldu. Bıkmadan, usanmadan. Ki yanımda olur dediğim dostlarım beni umursamamışken aslında gerçek dostun o olduğunu anladım. Birbirimizin her halini görmüş, her şeyini öğrenmiştik. O günlerde 4müz de birbirimizden hiçbir zaman maddi manevi hiçbir şeyi esirgememiştik. 2010 senesinin ortalarında ise bu üçüyle aramızda selam sabah bile kalmamıştı, yanyana olduğumuz ortamlarda yüzlerimize bakmıyorduk.

Ama yine de eski güzel günlerin hatrı var. Ben onlara hakkımı helal ettim, umarım onlarda bana etmiştir. Etmemişlerse de canları sağ olsun. Bu saatten sonra biten dostluklarımın ardından yas tutmam, beni aramayanı asla arayıp sormam. Ama olur da bir gün bana işleri düşerse, ne kadar uzun süre aramadıktan sonra işi düştü die arasalar bile ( sadece bu üçü için söylemiyorum, biten başka dostluklarım da var bunlar en kısa sürede oldukları için bunlara değindim ) benden imkansızı istemedikleri sürece -ki imkansız diye bir şey yoktur- geri çevirmem kimseyi. Çevirmişliğim de yoktur. He hala sevgi besliyor muyum? Bağımı koparttığım an sevgim de biter, ama eski günlerin hatrı bakidir.

Vefa çok zor bulunan bir duygu Larien, insanlarda vefa bulunduğunu anlayamazsın yani sana vefalı olup olmayacaklarını tahmin edemezsin. Bunu tahmin edemeyeceğin içinde boş ver, karşılığını görüp görmeyeceğin meçhul ise riske girme kimseye vefalı olma.

Larien dedi ki...

Vefa zor bulunan diyorsun demek ki zor da olsa bulmuşsun ne mutlu sana, benim pek bulduğum söylenemez gibi bi şey.

Sen fazla iyisin, sana zamanında acı çektirenlere bile beddua etmeyen bir insansın ama ben bu kadar iyi olamıyorum. Birileri benim canımı acıttıysa onların da canı yansın istiyorum. Ama ben kimseyi durup dururken yaralamıyorum, onlar da beni yaralamasınlar o zaman.

Sparrow dedi ki...

Sen vefasız mısın? Onu söylemek istiyorsun?

Bende kimsenin canını durup dururken yakmıyorsam kimse de benimkini yakmasın diyorum. Böyle istiyorum. Ama olmuyor. Bunu isteklerimiz doğrultusunda değiştiremiyoruz. O zaman yapacak bir şey yok. Beddua etmek onların da canının yanmasını istemek yada yandığını görmek, o kişilerle geçirdiğim hoş bir sohbet kadar mutlu etmiyor beni.

Larien dedi ki...

Nasıl yapacak bişey yok? Ben kimseye bişey yapmıyorken gelip benim canımı acıtmalarına izin mi vericem yani? Beddua etmiyorum ben ayrıca, ettiğinizi bulun diyorum sadece,ilahi adalet işte.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...