Pages

5.2.12

Ne bekliyordun ki aslında?

  Daha ne kadar yaralanabilirim bilmiyorum. Hepsi, hepsi anlaşıp hayatımın içine etme kararı almışlar, sırayla geliyorlar. Ben çok zayıf bir insanım, çok güçsüzüm, zırhımda büyük çatlaklar var, zeki ve acımasız insanların kolayca sızabilecekleri.

  But I became an adult, diyor, that can thrill the world shout. Bu kez aynı şeyler olmayacak inan! diyor sesinin verdiği en kudretli volümünü kullanarak. Önceden bilenler salak diyecek bana, o diyecek en başta, "hakettin sen!" Herkes ikinci bir şansı hakeder mi, yoksa ikinci şansı hakeden ilkini kaybetmezdi mi? Ya ben? Ben Zeynep, ben aslında her seferinde sevdiğimi mi 'sandım' yalnızca? Yine sandım belki, belli ki... Çok fazla ve kolayca etkilenebiliyorum yalnızca, benim olayım bu belki de. Açım ben aslında, elimi tutacak bir çift sıcak ele, dudaklarımdan öpecek tutkulu bir çift dudağa, ruhumu okşayacak satırlar yazacak parmaklara ve edebiyat parçalayacak bir kaç abartılmış söze açım. Bulduğum anda yelkenleri suya indiriveriyorum. Olamaz, ben aslında çok tehlikeli bir insanım. Ben, dengesiz biriyim. Ve psikolojik olarak.. ben, zayıfım. En ufak çıkmazımda midemin bulantısı beni öldürüyor. Şimdilerde de yeni favorim; sıtma. Sinir bastığı anda başlıyor, dizlerimin, kollarımın ve bedenimin titremesini engelleyemiyorum. Ah ben... Ne kadar uğraştırıyorum bu ben kendimi. Ah be ben, yordun beni.

  Ama o. Güzel yüzlü, yakışıklı, boylu poslu, konuşmasını iyi bilen genç. Nasıl bir insan benden bile karmaşık olabilir? Karmaşık ama ben çözdüm. Gurur duyuyorum kendimle, nasıl güzel anladım her şeyi. Herkes yapamaz bunu. Herkes bile bile gözü kapalı atamaz kendini ateşe aynı sonuca ulaşacağını bile bile.

"Bu sefer aynı şeyler olmayacak inan."

  Neden boşuna paranoyaklaşıyorum ki, nedensiz?... O kendini tam bir yetişkin olarak görüyorken, seni bu sefer aynı şeyler olmayacağı konusunda şüphesiz bırakmak için elinden geleni yapıyorken, kendinden emin oluşu senin bile kendinden emin olmamana sebep olacak kadar güçlüyken, seni bile bi anlığına korkutan kararlılığı varken, isteklerinden bu kadar emin bir insan olduğunu yansıtırken, ahh seni ikna etmek için elinden geleni yapmışken, nasıl olur da hala paranoyak davranırsın? Davranırsın sebepsiz, belki çağırırsın lanet olası acıları kendine, belki de içine doğar aslında olacaklar. Hala mutluluğu onda ararsın, süphesiz, korkusuz. Göremez misin ki huylu huyundan vazgeçmez be dostum? Anlamaz mısın sen, aslında seni elde edemediği zaman çekici gelirsin ona? Ulaştığı an sana, bir gram değerin kalmaz aslında, bilmez misin işin sırrı ulaşılamayan olmakta? Ya da hala idrak edemez misin bahtsız kızım, o her zaman kendinden emin hissedecek ama aslında olmayacak ve sonrasında seni tekrar, tekrar ve tekrar hayal kırıklığına uğratacak?

  Garantici olmasana bebeğim, neden üzülmeyi göze alamıyorsun? Sonucunu düşünmesene, en çok nolur ki sanki? Alt tarafı yine yaklaşık bir 8 ayının içine edilir, nereye baksan, napsan atamazsın kafandakileri, sorularını, isyanlarını. Düşünür düşünür, her bir güzel satırı milyarlarca kez okuyup, tekrar tekrar içini acıtırsın. Ne var ki yani, yine inanıp, yine hayalkırıklığına uğramış olursun. Sen alışmadın mı ki zaten kalbinin paramparça edilmesine? Bağışıklık kazanmadın mı ki hala, yarı yolda bırakılmaya, bırakılmayacağına dair sözler aldığın halde her seferinde? "Ölür müsün" ki sanki? "Alt tarafı" canın yanar. Ah sen be safım, sen nasıl hala inanır, güvenirsin insanlara? Kaybol o gözlerin, o sözlerin, o hislerin içinde hemen. Çok kolay hedefsin be canım. Yapma bunu artık ya, yapma bunu. Nasıl atabiliyorsun her seferinde kendini ateşe, alevinin yakışını ta bütün vücudunun derisinde hissetmene rağmen? Bi an inanıp her şeye, kapayıp gözlerini, mutluluğun kollarına bırakmak için kendini bir adım attığında, bilmez misin aslında yine uçsuz bucaksız kör bir uçurumun kollarına bırakırsın kendini?

  Haklısın be dostum. Çok doğru söylüyorsun ama, sadece mutluluğu aradım ben aslında. Kızma bana bu kadar. İkna ettiler beni. Saf oldum hep, iyi oldum. İyi niyetli oldum, verici oldum, özverili oldum, olumlu düşündüm, umdum, inandım. Aşkı, sevgiyi, sadakati, huzuru, dostluğu, sıcaklığı, mutluluğu, bağlılığı, adanmışlığı, güveni, inancı aradım, istedim ben. Bulacağımı sandım belki boş yere. İnanmak istedim, güvenmek bir de. Başımı yaslamak istedim bir omuza, tutsun istedim birisi ellerimi ve de hiç bırakmasa. Öpse beni usulca, sevse beni deli gibi, hiç süphe duymadan kendinden. Bir an "acaba" demeksizin aşık olsun istedim birileri bana. Umdum.. Bekledim.. İnandım.. Bekledim.. Umdum.. Bekledim.. Sandım.. Umdum.. İnandım.. İstedim.. Umdum.. Bekledim.. Sonunda ne buldum peki? Koskoca bir "hiç", hayalkırıkları ile marine edilmiş, yaşanacak aynı acıların tabağına yatırılmış.

6 dedim, olacak!:

kibritci kız dedi ki...

son cümle alkışlanacak kadar güzeldi.

başkada bir şey diyemem çünkü o konuları işlemedik .

bir de böyle güzel yazarken izleyici sayının bu kadar az olması şaşırtıcı ???

gece gece gıcık ettin beni mutlu ol çabuk , sıkma canımı !

Larien dedi ki...

kibritcim, yerim seni lan :D

bu konuları mümkünse işleme zaten, hoş değil, olmasa da olur.

sen beğendiniyorsun ya yazılarımı yeter o bana <3 :)

tamam mutlu oluyorum hemen, piki =))

sevgilerimi yolluyom sana ennnn derinden...

kuccukkurba dedi ki...

ya sen kendinle çok güzel yüzleşiyosun da benim gibi bi türlü uygulama aşamasını geçemiyorsun kuzum=)
bence o verilen sözleri garantici cümleleri unut. içindeki sesi dinle.
Kendin için yapmıyor musun zaten ne yapıyorsan. Üzülüyorsan da (ki bu bizim için artık peynir ekmek gibi bi his oldu=p ) üzüntünün de hakkını veriyorsun neticede.
mutsuzluğu sindirmeden mutluluk gelmiyor. Zira mutluluğun da kıymetini bilmek gerek malum =)
sıkma canını , düşünme.
mutlu ol sadece. öperim =)

Adsız dedi ki...

Kimse üzülmek için ya da mutlu olmak için gelmez hayata, her şeyi tadında yaşamak için yaşar, yaşamaya çalışır. Tadında üzülmeli tadında ağlamalı. Ölçüyü kaçırmak sıkıntı. Çizeceğimiz sınırı tam ve kesin olarak çizemememizmiz.

nini dedi ki...

kendinle konuşman öyle güzel yansıyor ki kelimelere...

çok beğendim, etkilendim, hüzünlendim de biraz...

ve evet, son cümlen efsane olmuş!

Larien dedi ki...

kuccukkurbam, mutsuzluğu sindirmek demişsin ya mutlu olabilmek için, hah işte ne doğru demişsin =) Canımsın, mutlu olalım biz hep, sen mutlu ol, ben mutlu olayım, hepberaber mutlu olalım :P

Adsız, üzülmek istediği için üzülür insan, mutlu olmak istediği için de mutlu. Her şey bizim elimizde, göremesek de kimi zaman.

nini, çok teşekkür ederim canım =) senin kelimelerin de ne işler başarıyor, görüyoruz :) bazen öyle geliyorlar ki insana, yazar eder adamı öyle anlar :P

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...