Pages

4.1.12

Hadi bakmıyorum evren, soyunabilirsin.

Umutsuzluğu ve karamsarlığı hobi edinmiş ben,
bu huyumun nerden geldiğini keşfetmiş bulunmaktayım.

  Eskiden beri ben hemen her şeye kolayca heveslenen, hayallerini kuran ve beklediği şeyler ufacık da olsa, gerçekleşmediklerinde büyük hayalkırıklıkları yaşayan bir çocuk oldum. Bu böyle uzun zaman gidip de ben en ufak şeye heveslenip olmadığında üzüle üzüle sonunda dedim ki ben bari hiç bi şeye heveslenmiyim, olsun diye beklemiyim ve en iyisi olmayacaklar gözüyle göreyim ki olduklarında sevineyim ama olmadıklarında da üzülmeyeyim. Bu esasında evrene "yapamazsın kiiiii, işteee hani nerdee? yok işte beceremedin gördün müüü?" diyerek onu gaza getirip isteklerimi yerine getirmesi için bir teşvik yöntemiydi. Hani bi söz var ya, "Bir şeyi beklemeyi bıraktığınız anda oluverir, bu da evrenin size 'sen bakarken soyunamıyorum' deme şeklidir." diye, o hesap işte. Beklememeye hatta olmayacağına kendimi inandırıyordum ki, tam tersine işte, istediğim şey olsun diye. Derken.. ben bu işi biraz fazla benimsemiş olmalıyım ki, geldi yerleşti bu huy bana. Taa o zamandan beri de her şey için "amaan bu olmaz zaten, boşuna heveslenicem sonra üzülücem, kesin bozulur bu iş" falan der oldum. Ben kendimi kaptırıp, sonradan hayalkırıklığına uğramamak için geliştirdiğim bu yöntem sayesinde umutsuzluğun diplerinde yaşayan, karamsarlık aleminin önde giden kişiliklerinden biri oldum çıktım. Hayal kurmayı da o yüzden bırakmıştım. Şimdi elimde olmadan, böyle düşünmek istemediğim halde düzeltemiyorum bu durumu. Gözümün yarısını kapatıp da baksam yine boş tarafını görüyorum bardağın.


  Annem bu durumun farkında sanırım ki sürekli uyarıyor beni. "Ne negetif düşünüyosun sen, biraz da umutlu ol, pozitif ol, evrene güzel mesajlar yolla, negatif enerji yollama" filan der sürekli. Haklı aslında, hem de çok haklı. Ben çok inanırım o enerji şeysine, yani beyin gücüne. Ne zaman bir şeyleri yapmamın mutlaka gerekli olduğuna inansam o işi yapabiliyorum. Sabah erken kalkmazsam başıma çok iş açılacağını bildiğim zamanlar gecenin bir yarısı yatsam da vaktinde uyanabiliyorum. Satışlarımda kotamı tutturabilmem için ayın son haftasonu olduğunu bildiğim zaman o gün satış rekoru kırabilyorum. Bu tamamen kendini şartlandırma, hazırlama ve enerjini o yönde yoğunlaştırmakla alakalı bence. Bunu da yeni yeni keşfettim. Aslında yalan lan keşfettim falan değil annem gözüme gözüme soktu kırkmilyon kere anlamam için ordan şeyettim yani.

  Burdan bağlantı kurarak, baştaki sorunuma dönersem, deli gibi korktuğum her şeyi şu an tek tek yaşıyor olmamın sebebi ben ve benim lanet olası huylarımdan birisi olan karamsarlığım ve felaket tellallığım. Bütün olumsuz şeyleri, korktuğum kötü şeyleri çağırıyorum. Olmayacakları varsa da o kadar çok korkuyorum ve ya olurlarsa diye aklımdan geçiriyorum ki mutlaka oluyorlar. Ve korku beni Sparrow'un da dediği gibi hataya sürüklüyor daima. Yine sürükledi. Belki benden dolayı belki ondan. Ama olmadı. Yine ve yine hayalkırıklığına uğradım. Korktuğum her şey tek tek geldi başıma. Yine heveslendim, kaptırdım hemen kendimi. Ve bozuldu. Astım suratımı günlerce, ağladım her gece yattığımda. Mutsuzluğu hobi edindim kendime, her zaman en kolayı olduğu için. Olumlu şeyler görmek istemedim. Bardağın boş tarafından bakmak daha kolay geldi diğer tarafı daha net görebilmem için.

Ama sıkıldım umtusuzluktan. Yalnız kaldım yine evet, özlüyorum hayvan gibi evet, üzülüyorum her aklıma geldiğinde evet, isterdim yine güzel günlerdeki gibi olsun diye evet, ama olmadı işte. O kadar çok korktum ki, korktuğum başıma geldi işte. Sıkıldım ama umutsuzluğumdan. Olumlu düşünmenin polyannacılık oynamak olduğunu düşündüğümü söyledim anneme. "Yalanmış gibi geliyor, kendini kandırmaktan başka şey değil" dedim. "Olsun" dedi o da. "Yalanla başla sen de, bi süre sonra inanırsın o zaman belki kendi kendine" dedi. Her aklıma geldiğinde, daha iyisi geleceği için bitmiştir belki diyorum inanmasam da. Bi gün kendi kendime inanmayı umuyorum. Her şeyde bir hayır vardır buna gerçekten inanıyorum ama ya ben sebep olduysam işlerin bu hale gelmesine? Ya ben her şeyi yönlendirip bu duruma getirdiysem ve mutsuz olduysam? O zaman da bunda da vardır bir hayır diyebilir miyim ki? Benim sebep olduğum bi şey hayırlısı mı oluyor? Ya da hayırlısı olan şeye ben mi sebep oluyorum? Of yine karıştı kafam işte.

  Böyle kafamın içindeki labirentlerde dönüp durmaktan geberip gidicem o olcak. Yarın sınav var, oturmuş burda insanlığın kaderinin işleyişini sorguluyorum. Sevgilimden ayrıldım, çok mutsuz ve umutsuz olup bunu kendi kendime inkar ediyorum. Hatta salak gibi kendi yalanıma kendim inanıyorum bazı zamanlarda, olsun olsun iyidir. Beklediğim de buydu zaten. Lan bu da 8 gün sürdü anasını satayım ne şans var bende yaa! Biri 5 gün sürer biri 8 gün! Beddua mı aldım, birinin gözü mü kaldı, ahı mı tuttu, kıskanılıyo muyum nedir, Allah sizi napsın lan kem gözlüler!


Of ya bi de hemen kaptırmasaydım kendimi de üzülmeseydim iyiydi.
Neyse.

Velhasıl ölü umutlarımı hayata döndürmeye çalışıyorum o kadar.
Bu esnada kafayı sıyırmazsam da iyidir.
Pozitif enerji yolla bana blog.
İyi olsun her şey...

4 dedim, olacak!:

StummScream dedi ki...

Birşey istiyorsan önce ona sahipmiş gibi davranman gerekir.

Fazla hayat muhasebeside çözüm değil. Anı yaşamaya bak.

Sparrow dedi ki...

umutsuzluk özgürlüktür, umudun kırıntısı bile yok eder hürriyetini..

Larien dedi ki...

StummScream, bi başarabilsem şu anı yakalamayı, hep kaçıyo benden şerefsiz. Bi de beyin gücü, pozitif düşünce eğitimlerine falan gitsem diyorum.

Sparrow, iki arada bir deredeyim, hayat çok karmaşık hakkaten.

StummScream dedi ki...

Anın kaçtığı filan yok. Sen geleceğin peşinden koşturuyorsun halen. Anı yaşamak geleceğin geldiği zaman düşünmekten öte icraate geçmek. Fazla düşünme yapman gerekeni yap sadece

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...