Pages

13.8.11

Olanla olmayan bir olmuştu o an...

  Zifiri karanlığın ortasındaydı, yazın ortasında o kavurucu sıcakları unutturacak kadar serin bir gecenin zifiriliğinde oturuyordu sokağın ortasında. Ağustos böceklerinin sesleri geliyordu dört bir yandan. Bir anda ürperdi kız, gecenin bir yarısı orada tek başına oturduğunu düşündü bir an. Sonra hatırladı. Yanındaydı çocuk. Çok yabancıydı ona, ama çok iyi tanıyordu aslında. Aynı zamanda hepten yabancıydı da tüm düşüncelerine. Hem yıllardır tanıyordu onu, hem de aslında hiç tanıyamamıştı yıllara rağmen. Çocuğun omzuna koydu kız başını, zoraki bir mutluluk hissetti sanki. Belli ki, mutlu olması gerektiğini düşünerek hissetmişti o yapay mutluluğu. Belki de hiç hissetmemişti. Çok şey eksikti aslında. Olmasını istediği gibi değildi. Her zaman sığındığı, içerisinde huzuru bulduğu gecenin karanlığı onu ürpertiyordu çocuğun kollarının altında bile. Koruması yanındaydı ama o hepten savunmasız hissediyordu kendini. Olmayı istediği durumlardan birindeydi ama aslında hiç olmayı istemediği bir duruma düşmüştü.

  Çocuk kızın saçlarını kokladı, "çok güzel kokuyorsun" dedi, kız birşey demedi. Beğenmemişti çocuğun parfümünü, "sen önceden daha güzel kokardın" dedi. Çocuk daha da yaklaştı kıza, dudakları birbirine değecekti neredeyse. Kız istemezdi onu öpmeyi, ama öpecekti, biliyordu. Ortada hiç bir sevgi, aşk kırıntısı olmadan öpüşmeyi hayal etmemişti kimseyle. Herşey hayal ettiği gibi olamazdı ki. Çocuğun istediği şey belliydi, belki seviyordu kızı, belki de tam tersi. İyice yaklaştı kıza, çocuğun pek de ferah olmayan nefesi kızın yüzüne çarptı. Buluştu dudakları, birkaç savsak öpücükten sonra kız kendini geri çekti. "Mutlu musun?" dedi çocuk, "Bilmem" dedi kız. Tüm herşey çocuğun açısından nasıldı, bilmeyi çok istiyordu. İstediği şey bu değildi ki, sevgilisi olmayan birini öpmüştü kız az önce. Sevmediği birini. O anda heyecandan kalp atışlarının göğsünü delmesi, ayaklarının yerle olan bağlantısının kesilmesi, düşüncelerinin, hislerinin ve duygularının birbirinden tamamen bağımsız şekilde çıldırmışcasına oradan oraya koşuşturması gerektiği bir anda, kız neredeyse hiçbir şey hissetmemişti. Ve o an için tek romantik olan şey, çocuğun, kızın saçlarını öpmesiydi ona göre. Daha çocuk onu sevdiğini söylemeden, elini tutmadan, gözlerinin içine bakıp kızı heyecanlandırıp gözlerini kaçırmasına sebep olmadan öpmüştü onu.

  "Ne yapıyorum ben?" diye düşündü kız. "Neden yapıyorum ki bunu?" diye... Bir daha onu görmek isteyip istemeyeceğini düşündü. Görüşeceklerdi tabi ki, biliyordu bunu ikisi de. Ama ne olacaktı birbirlerini tekrar gördüklerinde? Sadece arkadaş olan iki kişinin öpüşmesi bu kadar normal miydi ki? Nasıl olmamış gibi davranacakları? Çocuğun düşünceleri çok farklıydı, kız anlamakta güçlük çekerdi. "Zamanla olacak herşey" dedi çocuk, aslında kız istemiyordu hiçbir şeyin olmasını. Düşünceleri başka şeylere kayıyordu sürekli, o an orada değildi sanki beyni. Bir an çocuğun neler hissettiğini merak etti. Ne hissetmişti acaba onu öperken, ya da öpmeden önce? Çocuk anlatmaya çalışsa da, yeni konuşmaya başlayan bir çocuğun saçmalamaları kadar anlamsız geliyordu kıza. Anlamıyordu, ne kadar çabalasa da anlayabilmek için. Kız kaldırdı başını çocuğun omuzlarından. Hava hala zifiri karanlıktı, gün ışıyacaktı az sonra. O an, orada sımsıcacık duygularla olması gereken bankın üzerinde, buz gibi elleri, hissiz bedeni, kanı çekilmiş dudakları ve darmadağın düşünceleriyle oturuyordu kız, çocuğun yanında. Kolları birbirine değiyordu. Çok merak ediyordu acaba çocuk da bu kadar duygusuz mu hissetmişti kendini o an, kendisi gibi diye.

  Bir evi olduğunu hatırladı kız. Orada olmayı istedi. Olmayı istemediği o ortamdan kaçıp, yatağına yatıp, aynı sahnenin sevdiği bir adamla yaşanacağı günü hayal edip, beynine, olanları olmamış gibi farzetmesi emrini vereceği ana gitmek istedi. "Gidelim" dedi. Çocuk aslında iyi kalpliydi. Geçmişlerinde, kızın ona aşık olduğu zamanlarda karşılığını verebilseydi, bambaşka olacağının bilincinde değildi belli. Geçmişe takılıp kalmayı sevmezdi, kimseye bağlı olmayı da. Başkalarından farklı bir düşünce tarzına sahipti, tam da kızın anlayamadığı şekilde. Kalktılar. Sokak lambalarının az biraz aydınlattığı yoldan yanyana yürüyerek ilerliyorlardı, kolları çarpıyordu birbirine arasıra. Kızın elleri buz gibiydi. Çocuğun ellerini tutmasını istiyordu. "Ellerimi ısıt" dedi. Çocuk kızın ellerindeki en soğuk kısımları kocaman ve sıcak avuç içlerine alıp ısıtmaya başladı. Yalnızca tek eli ısınmıştı kızın. Ama aslında istediği, zaten üşümeye her zaman alışkın olan ellerinin ısıtılması değil, sıkıca, aşkla kavranmasıydı çocuk tarafından. Belki birşeyler hissetmesini sağlar ve bulunduğu durumun, istediği bir şekle dönüşmesine yardımcı olur diye.

  Kalabalığın içine karıştılar. Kızın düşünceleri dağıldı, çocuğunkiler dağıldı mı bilemedi. Önemsemiyordu da zaten artık. Kabullendi yaşadıklarını, durumunun absürdlüğünü. İlerde neler olacağını kestiremiyordu. Çocuğun neler düşündüğünü, neler hissettiği merak etti delicesine. Niye öpeceğini bile bile başını omzuna koymuştu ki çocuğun? Hiçbir şey anlayamadı. Ayrıldılar. Kız evine geldi, aynada kanı çekilmiş dudaklarına baktı. Kapkara gözleriyle ahenkli bir tezat içerisindeydiler. Başını çevirdi aynadan, uzatmaya gerek yoktu. Birşey olmamıştı ki aslında. Hayatlarına devam edeceklerdi tabi ki. Çok da kötü birşey değildi aslında kızın yaptığı. Para karşılığında yatmamıştı kimseyle sonuçta. Duygusuz bir öpüşmedi altı üstü. Alışkın değildi bu tip bir duruma, bundandı tüm garipsemeleri.

  Tekrar tekrar gözünde canlandı olanlar, her seferinde garip şeyler hissetti. Gidip gidip geldi o kapkaranlık bankın bulunduğu yere, çocuğun kollarının arasına. Garip hisler sardı her bir yanını. Hayal miydi aslında tüm yaşadıkları? Yoksa garip bir rüya mıydı? Olmamış birşey miydi aslında olanlar, ya da öpmemiş miydi çocuğun dudaklarından histen yoksun bir şekilde? Kapatıp açtı gözlerini, hiçbir şey yoktu ortada. Olanla olmamış bir olmuştu, yaşanmışlıkla yaşanmamaşının bir olmasıyla aynı anda...

3 dedim, olacak!:

Sparrow dedi ki...

yandık. teknik sorunlarını çözen larien artık hergün bişeyler yazar buraya :p

Sinyor Serüvenci dedi ki...

Benim yazıdaki adamla, senin yazındaki kız tamamlıyor birbirini resmen :)) Tanıştırsakmı acaba :))

Larien dedi ki...

Valla istediğin bütün teknik problemleri çöz, yine de her güne bir yazı çıkmıyor be adamım, çok zor :P

Bilmem ki Sinyor buluştursak mı, çöplerini çatsak mı napsak :)) ama senin oğlan çok duygusal, benimki edepsizlik yapıyo arada böyle, baksana :P:P

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...